EĞITIM

MEB’de "kelimeler savaşı": Müfredatta radikal dil devrimi ve "kurtuluş" tartışması

MEB’de "kelimeler savaşı": Müfredatta radikal dil devrimi ve "kurtuluş" tartışması

Milli Eğitim Bakanlığı’nın "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" kapsamında ders kitaplarında yaptığı sessiz sedasız terminoloji operasyonu, Bakan Yusuf Tekin’in son açıklamalarıyla yeni bir boyut kazandı. Eğitim çevrelerinde ideolojik ve pedagojik tartışmalara yol açan değişiklikler, "akademik doğruluk" ile "tarihsel hafızayı zayıflatma" ikilemi arasında eleştirilerin hedefinde.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ders kitaplarında yıllardır kanıksanmış olan temel tarihi, coğrafi ve hukuki kavramları baştan aşağı değiştiriyor. Batı merkezli anlatıyı kırmak ve "milli şuuru zinde tutmak" iddiasıyla başlatılan bu hamle, kamuoyunda "eğitimin siyasallaşması" yönündeki endişeleri artırıyor.


Bakan Tekin: "Neyden Kurtuluyoruz?"

Değişikliklerin arkasındaki felsefeyi AK Parti milletvekilleriyle paylaştığı basına yansıyan toplantıda savunan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, özellikle "Kurtuluş Savaşı" ifadesinin yerine "Milli Mücadele" kavramının getirilmesini çarpıcı bir argümanla açıkladı. Tekin’in, "Mesela 'Kurtuluş Savaşı' yerine artık 'Milli Mücadele' diyoruz. Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı" şeklindeki sözleri, Cumhuriyet'in kurucu anlatısına yönelik bir mesafe koyma çabası olarak yorumlanarak tepki çekti.

Bakan Tekin ayrıca daha önceki konuşmalarında "Haçlı Seferleri" yerine "Haçlı Saldırıları" denmesini, "Sefer deyince literatürümüzde makul bir şey çağrıştırıyor, oysa bu bir saldırıydı" sözleriyle; "Coğrafi Keşifler" yerine ise "Sömürgeciliğin Başlangıcı" ifadesinin kullanılmasını savunmuştu.


Haritalar Değişiyor, Doktrinler Müfredata Giriyor

Yapılan değişiklikler sadece tarihle sınırlı değil; coğrafya da jeopolitik bir rötuştan geçiyor. Harita Genel Müdürlüğü ile yürütülen ortak çalışma neticesinde 2026-2027 eğitim-öğretim yılından itibaren ders kitaplarındaki haritalar ve tanımlar tamamen yenileniyor.

Yeni müfredatta dikkat çeken kavramsal dönüşümler şu şekilde sıralanıyor:

  • Egemenlik Alanları: Ormanlarımız yerine "Yeşil Vatan", Deniz yetki alanları yerine "Mavi Vatan", Hava sahası yerine ise "Gök Vatan" kavramları getirilerek askeri ve siyasi doktrinler doğrudan okul sıralarına taşınıyor.
  • Coğrafi Restorasyon: Orta Asya kavramı terk edilerek "Türkistan", Ege Denizi ise siyasi gerilimlerin gölgesinde "Adalar Denizi" olarak güncelleniyor.
  • Hukuki ve Siyasi Dil: Ermeni Meselesi ve Pontus Meselesi, ucu açık birer sorun algısı yaratmamak adına doğrudan "Asılsız Ermeni/Pontus İddiaları" olarak keskinleştirilirken; halk arasında yerleşen Tehcir Kanunu ifadesi, devlet arşivlerindeki resmi adı olan "Sevk ve İskan Kanunu" ile ikame ediliyor. Bizans kelimesi ise yerini akademik gerekçelerle "Doğu Roma"ya bırakıyor.


"Bilişsel Yük" mü, Tarihsel Revizyonizm mi?

Bakanlık bu radikal dönüşümü ve müfredattaki yüzde 35'lik daralmayı, öğrencilerin üzerindeki "bilişsel yükü azaltmak" ve "yaşam becerilerini geliştirmek" olarak ambalajlasa da, eğitim uzmanları ve tarihçiler aynı fikirde değil.


Eleştirilerin odağında, bu adımların pedagojik bir ihtiyaçtan ziyade, tarih anlatısını belirli bir siyasi ajandaya göre yeniden yazma (revizyonizm) çabası olduğu iddiası yer alıyor. Özellikle Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde, işgal altındaki topraklarda verilen ve kelimenin tam anlamıyla bir "varoluş ve kurtuluş" hamlesi olan savaşa karşı Bakan Tekin’in sarf ettiği "Neyden kurtuluyoruz?" sorusu, eleştirmenler tarafından Cumhuriyet’in kurucu değerlerini zayıflatma ve hafızayı flulaştırma girişimi olarak nitelendiriliyor.


Eğitim sendikaları ve uzmanlar, ders kitaplarının uluslararası bilimsel standartlar ve pedagojik tarafsızlık yerine, dönemsel dış politika hamlelerine ve siyasi söylemlere göre sürekli değiştirilmesinin, öğrencilerin zihin dünyasında "bilişsel yükü azaltmak" bir yana, kavramsal bir karmaşa yaratacağı uyarısında bulunuyor.

TAKİPTE KALIN
PUAN DURUMU
# TAKIM O P