Sanata özgürlük…
Deniz sonsuzdu öyle değil mi? Deniz huzurdu. Deniz hayattı.
Deniz maviydi. Mavi mutluluktu.
Mutlu olmak nasıl bir şeydi sahi!
6 Mayıs 1972’de mavinin yerini siyahlar aldı sonsuzluğa giderken Deniz.
Günümüze kadar kaç deniz dünyaya geldi. Özgürce düşünebilme ve düşündüğünü söyleyebilme ihtiyacı değişmedi. Ülkesinin bağımsızlığı idi tek istediği, kıydılar Deniz’e.
Ama bir şeyi atladılar.
Deniz hep yaşamaya devam etti
Hem öyle bir yaşadı ve yaşattı ki ne denizler getirdi beraberinde.
Dimdik, cesur denizler büyüdü.
Büyüdü büyüdü kocaman denizler oldu, taştı.
88 gün karanlıktan sonra bu denizler neler yapmaz bir düşünelim bakalım….
Kim tutabilir taşan denizi
Kim zaptedebilir.
Mesele yalnızca bir insanın cezaevinden çıkması değil, asıl mesele bir ülkede insanların söyledikleri sözler yüzünden korkmadan gülebilmesi, eleştirebilmesi ve düşünebilmesidir. Belki de bu yüzden bugün iki deniz yan yana değil. Biri özgürlüğün ne kadar önemli olduğunu yeniden düşündürüyor diğeri özgürlüğün bedelinin bir zamanlar ne kadar ağır ödendiğini hatırlatıyor
Mutluluk neydi biliyor musunuz?
Özgür olmaktı.
Sanatı yaşatmaktı.
Bir denize kıydınız bundan sonra hiç bir denize kıyamayacaksınız.
Bazı denizler kıyıya değil, hafızaya vurur. Her dalgada yeniden hatırlanır. Her suskunlukta biraz daha büyür, kocaman olur demiştim değil mi?
Mavi bizim
Mutluluk bizim
Sanat bizim
Ülke bizim
Hayat bizim
Özgürlüğe giden yolda daha nice güzel hikayelere
Nice mavilere
Sonsuz güzelliklere….
Yazar/ Ceylan SUSAM