Hiç şüphesiz Hatay, stratejik değeri ile Türkiye’nin en önde gelen şehirlerinden biri. Bu stratejik değerin ana sebebi ise Orta Doğu’ya açılan bir kapı olması.
İskenderun Limanı, serbest bölge, sınır kapıları, deniz ve kara ulaşımlarını aynı eksende rahatça yapabilecek bir altyapısı olması, Amanos Tüneli’nin yapılıyor olması ve tabii ki Cilvegözü.
Bu durum, özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan ABD/İsrail-İran savaşı ile yeniden öne çıktı. Deniz ulaşımındaki güvenlik sorunu, karayollarının önemini bir kez daha ortaya koydu.
Özellikle Suriye iç savaşı sonrası yük taşımacılığında büyük yara alan Hatay için de işte bu ticari bir fırsat doğurmuş durumda.
Türkiye, 2025’te Irak’ı TIR sistemine entegre ettikten sonra gözler genellikle Habur Sınır Kapısı’na çevrilmiş olsa da burada Hatay Valiliği öncülüğünde diğer bileşenler bu hatta söz sahibi olmak istiyor.
Türkiye’de kent verilerine göre Hatay, TIR yani uluslararası yük taşımacılığının yüzde 11’ine sahip. Bu rakamın yukarı yönlü hareketi için de sınır kapılarının uluslararası güncellemeye ihtiyacı var.
İşte bu ihtiyaç, 2025 yılında Hatay Valisi Mustafa Masatlı öncülüğünde “Lojistik Köy Projesi” kapsamında hayata geçirilmeye başladı.
Söz konusu projede bölge ekonomisine katkı ve sınır kapısındaki yenilik hedeflendi. Reyhanlı’da yükselen ve prestij sayılacak bu proje, Suriye üzerinden Orta Doğu’ya daha modern bir akışın sağlanması söz konusu.
Cilvegözü TIR Parkı ve Lojistik Köy İnşaatı; Hatay Valiliği, Hatay Büyükşehir Belediyesi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) arasında imzalanan protokol çerçevesinde hızla ilerliyor.
187.000 metrekarelik bir alan üzerine inşa edilen proje ile lojistik altyapıya ve ticari dinamizme yeni bir ivme ve kolaylık getirme amaçlanıyor.
32 peron, 500 TIR kapasiteli geniş bekleme alanı, 3.900 metrekare kapalı alan (sosyal tesisler, teknik üniteler ve ticari dükkânlar) ile TIR parkının Reyhanlı’ya yeniden ivme kazandırması hedefleniyor.
7 Nisan 2026'da Türkiye, Suriye ve Ürdün arasında ulaştırma iş birliği mutabakatı anlaşması da yalnızca karayolu taşımacılığı değil; demiryolu, denizyolu, havayolu ve multimodal taşımacılığın birlikte geliştirilmesi kararlaştırılmıştı. İşte bu, Hatay’ın ticareti açısından aradığı fırsat olabilir.
Tabii bu fırsatın en önemli ayaklarını liman, demiryolu, Amanos Tüneli Projesi, Cilvegözü’nün yenilenmesi gibi birtakım parametreler oluştursa da tek başına yeterli bir süreç değil.
Açıkçası devlet yatırımları açısından bu kadar kıymetli olan bir projenin, sınırın diğer tarafındaki Suriye ile ticari iş birliklerinin artırılması ile genişlemesi şart.
Tabii burada iş Hatay’ın ticaret ve sanayi erbaplarına düşüyor.
Önce herkesin şu soruyu sorması lazım: Hürmüz krizi Türkiye-Suriye-Ürdün-Suudi Arabistan kara koridorunu stratejik hâle getirirken; limanı, demiryolu, otoyolu, sınır kapıları ve Türkiye'nin en büyük uluslararası nakliye filolarından birine sahip Hatay'da neden hâlâ serbest bölge yok?
Serbest bölge biraz taleple ilgili bir konu. Hatay’da OSB kapasiteleri artıyor ama serbest bölge ve hangi başlığın önceleneceği tartışılmıyor.
Bununla birlikte 2026 özelinde oldukça yoğun çalışan Habur ile Cilvegözü sınır kapıları finalde Suudi Arabistan’a ulaşıyor. İşte burada alternatif ve liman avantajı ile Hatay’ın öne çıkması, Suriye-Ürdün-Suudi Arabistan-Katar-Kuveyt-BAE-Bahreyn-Umman hattına cevap vermesi çok ama çok önemli.
Ne yapılmalı?
Doğrusu benim sahadan aldığım bilgiler ve kanaatim, önce Hatay lobisinin Suriye’de söz sahibi olması, yatırım, büyüme vs. gibi konularda Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’den daha fazla çalışması gerekiyor. Burada iş açık şekilde iş insanlarına ve odalara düşüyor.
Eğer bu süreçte Suriye ile ticari temas geç kalınırsa tamamen kaybedilecek. Şöyle söyleyelim: Halep Valisi ile bir iş insanımızın yaptığı bir görüşme aslında durumu anlatıyor. “Biz sizinle iş birliği kurmak istiyoruz. Birbirimizi tanıyoruz. Dillerimiz ortak. Gayemiz ortak. Ama Hataylılar Halep’e uğramıyor bile.”
İşte durumumuz bu.
Son tahlilde…
Hatay’da Hatay Valisi Mustafa Masatlı’nın ticaret konusundaki yatırımları ve gayretleri ortada. Bizzat görüşme yaptığı dönemler bile oluyor. AK Parti’nin inşa ve ihya sürecinde sadece konutlara indirgenmiş bir planlama var demek de haksızlık olur.
O yüzden burada yapılması gereken, iş insanlarının lokal hesaplardan çıkıp bölgesel çalışmalara, yatırımlara, iş birliklerine yönelmesi ve ticaret odalarının bu sürece destek sunmasıdır.
Bakınız Hassa OSB. Kim daha fazla talip? İşte bu da bizim başka bir ufuksuzluğumuz.