Pazartesi günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çerçeve yasa her yönüyle tartışıldı. Oylama sonucunda 468 evet, 88 ret, 6 çekimser oy kullanıldı. Ayrıca mazeret gerekçesiyle oylamaya katılmayan milletvekilleri de oldu.
Hatay’da ise gündem AK Parti-MHP üzerinden değil, CHP-Yeni Parti üzerinden tartışıldı. İYİ Parti’nin kurumsal tutumunu zaten biliyoruz.
Bakınız, pazartesi günü sabah saatlerinde Hatay’da CHP-Yeni Parti-İYİ Parti ekseninde bir “hayır” çıkacağını, oylamadan tam 12 saat 44 dakika önce söylemiştim. Bunu da isimleri tek tek arayarak teyit etmiştim.
Nitekim öyle oldu. Servet Mullaoğlu “hayır” dedi. Mehmet Güzelmansur ve Nermin Yıldırım Kara oylamaya katılmayarak aslında “hayır” demiş oldu. Zaten başka bir durum beklenmiyordu.
Peki, birkaç gündür tartışılan “Kim evet dedi, kim hayır dedi?” tartışmaları neden?
Bu tartışma ne yazık ki sağ seçmenin gündemi değil. Muhalif seçmenin gündemi. Bir şekilde CHP’de kalıp üçüncü yol arayışına girdikleri için Nermin Hanım da Mehmet Bey de hedefte.
Yeni Parti’ye geçip orada “evet” deselerdi ne olurdu diye soran yok.
Çünkü mesele hâlâ sıfır toplamlı siyaset anlayışıyla tartışılıyor. Sıfır toplamlı siyaset kavramını literatüre kazandırdığım günden beri söylüyorum. Bir tarafın kaybı diğer tarafın kazancı oluyor ve genel toplam değişmiyorsa sıfır toplamlı sonuç doğuruyor. Yani hacim aynı hacim.
Bugün muhalefetin tartıştığı “aynı hacmin çoğunluğuna sahip olma gayreti” ise açık şekilde ifade edelim ki buradan kimse kazanmaz.
Hatay’ın siyasi tartışma zemininde muhalefetin (Yeni Parti) sıfır toplamlı siyaset anlayışından çıkması gerekli. Bu işin başka yolu yok.
İktidar bu bölgede tozu dumana katmış şekilde ilerliyor. Öyle bir ilerleme ki bu: Muhalefette kırmızı AK Parti türevleri çoğaldıkça çoğalıyor. Kaldı ki kimin seçim döneminde retorik konuştuğunu, kimin hamaset ürettiğini, kimin gerçekten iktidar hevesinde olduğunu, kimin koltuğu koruma derdinde olduğunu daha net göreceğiz.
Evet, Hatay siyasetinin anahtarı “Evet-Hayır” değil!
Hatay siyasetinin anahtarı, muhalefet olduğunu hatırlamak. Uykudan uyanmak. Bugün kabul edelim ki muhalefet kavramı Hatay için bir iki isme kalmış durumda. Sorunların somut anlatımı, somut şekilde yanlışların söylenmesi ve benzeri konulardan ziyade genelde “çözüm” söylemiyle, “en azından söylemiş olduk” demek adına bir muhalefet çizgisi oluşmuş durumda.
Bu tartışmaların yarattığı meselede, sadece CHP’de kaldıkları için Atatürkçü çizgileri net olan milletvekillerinin hedef hâline getirilmesini şahsen doğru bulmuyorum.
Bu yazının ne Mehmet Güzelmansur’u ne de Nermin Yıldırım Kara’yı “aklama” hedefi yok. Aksine, iki ismi de zaman zaman eleştirdiğim, hatta sert eleştirdiğim noktalar oldu. Ama bu “evet-hayır” meselesi üzerinden iş yürütmek hakkaniyetli değil.
Diğer yandan…
2023 seçimlerine bir dönün. Dönmeyi bırakın, yapay zekâya sorun. Ne diyordu iktidar? “Kandil bunları destekliyor?”
Kandil şöyle yapıyor, PKK’lılar 6 Masa’nın ayaklarından biri vs. vs.
Kardeşim, düne kadar söylediği her şeyi bir bir kendi uygulayan bir iktidar varken kimse “2023 seçimlerinden sonra ne oldu?” sorusunu sormazken, muhalefetin kendi arasında “evet-hayır” tartışmasına düşmesinin bir anlamı var mı?
Son tahlilde…
Bugün olup bitenlerin hiçbiri Orta Doğu’da “kefeni yırtılan” Sykes-Picot’tan bağımsız değil.
Bu “kefen yırtma” sözünün sahibi, yurt dışında bulunan, yakın zamanda bu yasa ile Türkiye’ye döneceğini düşündüğüm, 2020’den bugüne Orta Doğu’da Kürt bölgelerinde “devlet” kurma hayaliyle açıklamalar yapan, son olarak 2025’te Amerikan Üniversitesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen 6. Ortadoğu Barış ve Güvenlik Forumu’nda yer alan Osman Baydemir.
CENTCOM merkezli Orta Doğu yazarlarının, ülkeler arasında yapılan ikili ve üçlü anlaşmaların, SDG’nin sözde tasfiyesinin, Tom Barrack’ın son yıllardaki söylemlerine bakmanız bu yönüyle oldukça önemli.
Ortaya konulan plan “yeni” değil. Daha önce defalarca üstüne basa basa yazdığım gibi, 100 yılın sonunda hiç olmadıkları kadar “yakınlar”…
Gazeteci/Yazar Mustafa DİLEK