CHP’de dün itibarıyla 52 il başkanı görevden alındı. Son haftalarda bu durumun Hatay’a yansıyacağına dair ciddi iddialar da gündemde ama zaten bu kaçınılmaz bir son.
Hemen herkes Mehmet Gönenç ve yönetiminin gidici olduğunu biliyor. Zaten yönetim de buna hazırlıklı(!)
Bu hazırlık öyle düşündüğünüz gibi Özgür Özel’i anlatalım, mağduriyeti dile getirelim, seçmeni konsolide edelim hazırlığı değil. Bir nevi “tatil” hazırlığı.
Dolayısıyla günün sonunda görevden alınma gerçekleştiğinde parti binasında günü kurtaran sözde direniş görürseniz aldanmayın. Çünkü o direniş tamamen “göstermelik” olacak.
“Direniş sergilerler mi?” diye sorarsanız, ondan da pek emin değilim ama bir iki hafta içinde süreci hep birlikte göreceğiz.
Ayrıca yönetimin genel kadrosu, Hatay’da ilçe kadroları ve üyeler için manzara, direnişten yana değil, partiden kalmaya yana…
Süreç içinde de CHP’de siyaset yapan birçok ismin yine partide kalacağını tahmin ediyorum. Bu partide kalma durumunun “baba ocağı”, “partiliyim”, “Özel, öyle istiyor” gibi bir kalış değil. Aksine Kılıçdaroğlu lehine bir kalış olacağı kanaatindeyim.
Muhalif seçmenin Hatay’da görmesi gereken acı bir tablo var.
Uzun süredir devam eden bu acı tablo Ankara’da “Winner ceket” vakası sonrası yerelde de “İstişare illüzyonu” olarak karşımıza çıktı. Genellikle baz alınan tarih olan 6 Şubat ve sonrasındaki süreçte bu illüzyonun kamuoyuna yansıması.
Hatırlayalım!
Yeniden inşa süreci, yıkımlar, asbest, kamyonlar, rezerv alan, rezerv alanda hasarsız evlerin yıkılması, CHP milletvekillerinin genel tavrı ve finalde Gönenç yönetiminin “istişare” çıkışı bunlardan sadece birkaçı.
Ulu Cami meselesi, deprem bölgelerinde Özgür Özel’i yerle bir eden Murat Kurum’a karşı CHP milletvekillerinin “teşekkür” çılgınlığı zaten tabloyu ortaya koyuyor.
Bu kısmı geriye dönük defalarca anlattığım, “bu işte bir gariplik var” dediğim için tekrar tekrar anlatmaya gerek duymuyorum.
Ama Butlan sonrası ortaya çıkan o konsolide manzaradan şu an eser yok. Aksine partide kalma içgüdüsü artmış durumda. Kaldı ki bunu yine butlandan bir hafta sonra Ankara’dan önemli bir CHP’li isimle yaptığım telefon görüşmesinde de dile getirmiştim. “Toz bulutu kalktığında ortam sakinleşir, Hatay’da 60’a 40 Kılıçdaroğlu lehine bir manzara olur.” demiştim.Bu süreç içinde CHP kadroları ne yaptı, ona bakalım…
Özgür Özel mitinglerine katılım, arada bir basın açıklaması vs.
Onun dışında yeni partiye geçiş sürecine hazırlıkta “tatil” gündem olunca pek kimsenin umurunda değil. CHP’nin butlan ile ilgili yazılarımda üçüncü yolun ortaya çıkmasının daha sağlıklı olacağını söylemiştim. Bunu da işte bu sebeplerden, yani genel manzaranın gidişatını gördüğüm için söyledim.
Evet, vatandaş büyük oranda Özgür Özel’in yanında ama bunu örgütler için yüzde yüz aynı noktada şeklinde söylemek doğru olmayacaktır.
Sonuçta ortada 100 yıllık bir partinin kurumsal kimliği var.
Fakat meseleye Hatay endeksiyle baktığımızda ortaya çıkan acı tablo; yani muhalefetsizlik tablosu, daha doğrusu Kırmızı AK Parti tablosu seçmende büyük hayal kırıklığı yaratmış durumda.
Evet, muhalif seçmen AK Parti’nin genel siyasetine karşı tepkili ama yerel CHP kadroları bu tepkileri sırtlayabilecek bir durumda değil. Uzun süredir değil.
İstişare illüzyonu tarafından esir almış durumda.
Hem Özgür Özel destekçileri hem de Kemal Kılıçdaroğlu destekçileri için asıl mesele parti içi tartışma değil, bu istişare illüzyonundan nasıl kurtulacağını hesaplamak olmalı.
Aksi hâlde muhalefet açısından değişen birdurum olmaz. Her şey olduğu gibi kalır, konuşulmaya devam eder; dün söylenenler bugün inkâr edilir; rezerv alanda hasarsız evini yıktırın diyenler, bir yıl sonra “vatandaşa sözünüzü tutun” der; bu döngü böyle devam eder.
Son tahlilde Hatay’da muhalefetin her şeyden önce muhalefet yapmayı hatırlaması lazım.