Genelde siyasi yazılarımda geçmişe giderek, tarih vererek, bağlantı ve sebep-sonuç ilişkisini gözler önüne sererek hareket ediyorum. Bu durum, okuyucunun olaylara bakış açısında daha sağlıklı bir zemin oluşturuyor. Kim ne söyledi, ne için söyledi, hangi zamanda kullanmak için söyledi gibi kavramlar bu tarih akışıyla bir bir ortaya çıkıyor.
Şimdi sizleri 30 Temmuz 2025'e götürelim.
O tarihte komisyon sürecinde CHP'nin komisyona milletvekili vermesinin kaçınılmaz olduğunu, Kılıçdaroğlu CHP'sinin 2011-2023 tarihleri arasında bu minvalde hareket ettiğini, meselesinin "eşit yurttaşlık" üzerinden şekillendiğini ve 2020'de yine Kılıçdaroğlu tarafından hazırlatılan Anayasa taslağının satır aralarında Türk Milleti kavramının olmadığını, "Anayasal Yurtseverlik" kavramının öne atıldığını söylemiş; bu sürecin devamında Özgür Özel'in de aynı çizgide hareket etmekten başka çaresi olmadığını dile getirmiştim.
Nitekim o komisyona CHP milletvekilleri gitti. Sonrasında terörist başı Abdullah Öcalan ile görüşme söz konusu olduğunda CHP milletvekillerinin gönderilmemesi ve ertesi gün Kemal Kılıçdaroğlu'nun "tarihi sorumluluk" diyerek CHP'nin elini taşın altına koyması gerektiği çıkışını hep beraber gördük.
İşte o çıkış, bugün Kılıçdaroğlu ile Kurtulmuş görüşmesine vesile olacak. Saat 16.00'da gerçekleşecek görüşmede terörsüz Türkiye ve anayasa konuşulacak. Bu konuşma, Kılıçdaroğlu'nun uzak olduğu bir konuşma değil. Aksine yakın olduğu, taslak bile hazırlattığı bir konuşma.
Özgür Özel'in terörsüz Türkiye sürecindeki git-gel süreci, bugün itibarıyla başka bir seviyeye evrilebilir. Bir yanda bu sürece uymadığı için başına gelenler, diğer yanda yeni parti sürecinde sürece dâhil olarak ortak bir siyasi kazanım oluşturma planı ile iktidar yolculuğu.
Özel için ikisi de riskli. İlkinde terörsüz Türkiye kararsızlığı pahalıya mal oldu, ikincisinde yeni parti ekseninde DEM Parti ile terörsüz Türkiye yakınlaşması da iktidara mal olabilir.
Kamuoyu Butlan meselesine sadece kurultay davası üzerinden baksa da bana göre o butlan kararı, 24 Kasım 2025 tarihinde Kemal Kılıçdaroğlu'nun "risk almalı" dediği gün zaten çıkmıştı.
Çünkü ABD'nin Orta Doğu'da uygulamak istediği "Trump-Picot" bölgede sorunsuz işlenmeliydi. Nitekim öyle de oldu.
Bugün üstüne basa basa 15 aydır dile getirdiğimiz tüm riskler gerçekleşiyor. Enerji, maden, yol, haraç hattında ABD, Orta Doğu'da yine bir para haritası çiziyor. Sykes-Picot'un çöpe atılması da Lozan'ın delik deşik edilmesi de bu yüzden.
İşte bu planlar içinde Türkiye'de terörsüz Türkiye, "toplumsal mutabakat" ile millete dayatılmalı ve ateşten gömlek millete giydirilmeli.
100 yıldır bu sürece hiç olmadıkları kadar yakın olduklarını bildikleri için yolda çakıl taşı dahi istemeyen Trump, CHP'nin başına butlanı getirtti.
Bugün Özel ve yönetiminin yeni partide belirleyeceği yol haritası da bu eksende olmalı. Atatürk Cumhuriyeti'ni, anayasayı, ulus devleti korumalı. CHP Genel Başkanlığında olduğu gibi git-gel yaşamamalı.
Öte yandan bugün Kılıçdaroğlu-Kurtulmuş görüşmesinden sonra ortaya çıkacak tablo; nihai hedef olan terörsüz Türkiye'de çerçeve yasa ve yeni anayasanın hayata geçmesi olacaktır. Kılıçdaroğlu, kendi ifadesiyle elini taşın altına koyup, risk alıp, tarihi sorumluluğu yerine getirecektir.